Mersin İlinin Tarihi ve Turistik Yerleri

Seyahat Rehberi


YUMUKTEPE : Şehrin kuzeybatısındadır.Yapılan kazılar sonucu bu höyükte farklı medeniyetlere ait 33 kat bulunmuştur. Yumuktepe’de ilk yerleşme Neolitik dönemde başlamış ve kesintisiz olarak Kalkolitik , Tunç, Hitit, Bizans ve İslami devirlerde de devam etmiştir. Bugün Mersin müzesinde sergilenmiş olan buluntular arasında Hitit devrine ait silahlar, çok renkli seramikler, taş mühürler, bakır oltalar, kadın heykeli, süs eşyaları ve fırın kalıntıları mevcuttur. Höyüğün 25 m. derinliğinde rastlanan kalenin Boğazköy’dekinin küçük bir örneği olması ilginç görünmektedir.

VİRANŞEHİR (Soli -Pompeipolis) : Mersin’den 12 km. mesafede ve deniz kıyısındadır. Helenistik çağdaki ismi “Soli” olan bu eski şehir Perslerin, Makedonyalıların, Selefkosların ve Romalıların hakimiyetlerinde bulunmuştur. Roma İmparatorluğunun büyük komutanlarından Pompeius tarafından Roma buyruğuna geçen Soli, yeni düzenlenmelerden sonra “Pompeiopolis” ismini almıştır. M.Ö 527 yılındaki depremde harabe haline gelmiştir ve bugün “Viranşehir” olarak bilinmektedir. Sütunlu yol ve eski liman görülmeye değer kalıntılardır.

ERDEMLİ : Mersin’in 36 km. batısında ve denizden 1 km. içeride kumlu yeni bir şehirdir.

KANLIDIVANE : Mersin-Silifke karayolunun 45 km.sinde sağa sapan yolun 3 km. ilerisindedir. Helenistik, Roma ve Bizans çağlarına ait tapınak, kilise ,sarnıç ve şehir kalıntılarını ihtiva eden sit geniş ve derin bir çöküğün etrafında yer alır.

Belli başlı yapıtlar şunlardır :

· Adam Kabartmalar (Çöküğün güney ve karşı yamaçlarında)

· Kule (Çöküğün güney-batı kenarında.Helenistik çağdan kalma)

· Bazilika tipi çeşitli kilise kalıntıları(5.ve 8. Yüzyıldan kalma)

· Şehir Kalıntısı(Çöküğün doğusunda)

· Eski mezarlık(ana mezarlık çöküğün yaklaşık 300 m. batısında)

AYAŞ (Elaiussa-Sebaste) : Silifke-Mersin karayolu üzerinde Mersin’e 52 km. uzaklıkta olup Kumkuyu Belediyesi, Ayaş(Merdivenlikuyu) da yer almaktadır. Şehir İ.Ö. 11.yy. sonlarında kurulmuştur. Kapadokya kralı Arkelaus’un sayfiye yeri olan Ayaş, Roma ve Bizans kalıntılarını sergiler.

Bellibaşlı Kalıntılar şunlardır :

· Su kemeri ve su sarnıcı (Ayaş köyüne ayrılan yolun hemen üzerinde)

· Tiyatro (Su kemerinin üzerinde)

· Tapınak (Ayaş’ın güneyindeki bumun ucunda)

· Kilise Kalıntıları (Kumla kaplı adanın üstünde)

· Hamam(tapınağın kuzey-batısında)

· Anıtmezarlar ve sandukalar.

KlZKALESİ (Korvkos/Corycus) : Erdemli’den 23 km. batıda anayol üzerinde ve deniz kenarındadır. İ.Ö. 4. Yy.dan itibaren canlılık gösteren bu kent eskiden bir surla çevrili idi. Roma, Bizans, lusignan ve Karamanoğulları devirlerini yaşamıştır.

Belli başlı kalıntıları şunlardır :

· Korykos kalesi(eskiden bir yanmada olan burnun ucunda)

· Korikos şehir kalıntıları (Yanmada üzerinde)

· Kızkalesi (denizin ortasında, kızkalesi-Korikos kalesinden yaklaşık 800 m. uzaklıktadır.)

· Çeşitli kilise kalıntıları (Bizans döneminden)

· Büyük su sarnıcı (eski yarımadanın başlangıcında)

· Eski mezarlık( Vadinin her iki yakasında ve antik yolun üzerinde)

ADAM KAYALAR : Kızkalesinden Hüseyinler köyüne giderken 6 km. den ayrılıp 2 km. daha batıya yüründüğünde “şeytan” deresine gelinir. İnsan figürleri bu derin vadinin kayalık yamacına oyulmuştur. İ.S.1 yy.’dan kalma ve sayısı 13 olan bu Roma kabartmaları cenaze yemeği sahneleri sergilenmektedir.

AKKALE : Mersin -Silifke karayolu üzerinde Mersin’ e 49 km. uzaklıkta olup geç Roma devrinde kurulmuştur Kılıkya bölgesi, İ.S. 72 yılında Roma imparatorluğuna bağlanınca .Elaiussa da önem kazanarak Roma egemenliğinde erken Hıristiyanlık döneminde büyük bir gelişme göstermiştir.

SİLİFKE : Mersin’in 87 km. batısında, denizden yaklaşık 10 km. içerde, Göksu (Kalykandos) delta ovasının gerisinde, kalenin eteğine kurulu tarihi bir şehirdir. Adını Selefkos Nikator’dan alan Silifke, aynı adı taşıyan dokuz antik şehirden yaşamını zamanımıza kadar sürdüren tek şehir olmuştur. “Göksu Silifkesi” anlamına gelen “Seleuciad Calycandum” olarak bilinen Silifke, tarihi kalıntılarıı yanı sıra zengin folklor değerleriyle de ünlü bir bölgedir.

POLMONIUS ROMA HAMAMI VE ÜÇ HURİ MOZAİĞİ : Mersin’den yaklaşık 67 km. mesafede Narlıkuyu koyunun kenarında bulunur. Hamamın bir bölümü ile mitolojide “Gratiae” diye bilinen “ÜÇ HURİ” yi temsil eden renkli taban mozayiği bir bina içinde korunmaya alınmıştır. Yapıt 4.yy.Roma çağından kalmadır.

CENNET CEHENNEM ÇÖKÜKLERİ : Bir yeraltı deresinin yol açtığı kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Eski çağlardan “‘Korikos Mağaraları ” diye bilinen bu doğal harikalardan ilk göçüğün dibindeki mağaranın dibinde bulunan mağaranın. Ejder Typhon’un meskeni olduğu söylenir. Mağaranın ağzında, Paulus adında bir dindar adamın yaptırdığı küçük bir kilise vardır. Cennet çöküğünün içinde her biri oldukça geniş 452 basamaklı taş bir merdivenle inilir. Kiliseye 300 basamakta varılır. Kiliseden sonra mağaranın bitim noktasında mitolojik bir yeraltı deresinin sesi duyulur. Cennet çöküğünün 75. kuzeyindeki Cehennem çukuru da cennet çöküğü gibi oluşmuştur.

ASTIM-DİLEK MAĞARASI : Cennet çöküğünün 300 m. güneybatısındadır. İçine helozonik demir bir merdivenle inilir. Birbirine bağlantılı, toplam uzunluğu 200m.yi bulan galeriler çok ilginç şekilli dev sarkıt ve dikitlerle süslüdür. Mağara ışıklandırılmış olup, astım hastalarına iyi geldiği bilinmektedir.

TAŞKÖPRÜ : Şehir merkezinin ortasından geçen Göksu Nehri’nin üzerindedir. İ.S.l.yy.’ın sonlarında Kilikya valisi L.Octavius Memer tarafından yapılmış olan bu köprünün sağ girişinde daha yüz sene öncesine kadar gündüz açılan ve geceleyin kapanan ahşaptan iki kanatlı bir kapısı vardı.

SİLİFKE KALESİ : Silifke’ye hakim bir tepe üzerinde yapılmış olan.etrafı kuru hendekle çevrili oval biçimindeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır. Eski çağlarda ilk yerleşim merkezi görevini üstlenen bu yerdeki kale bugünkü haliyle Türklere karşı kullanılmış bir haçlı yapıtıdır.23 burcu bulunduğu ve bunlardan 10 tanesinin ayakta kaldığı kalenin içinde Yıldırım Beyazıt zamanında yapılmış olduğu söylenen cami kalıntısı vardır.

SİLİFKE MÜZESİ : Taşucu yolu üzerinde bulunan Silifke müzesinin iki katlı teşhir binası ve avlusunda Hitit.Pers.Helenistik.Bizans.Karamanoğulları ve Osmanlı devirlerine ait yörede bulunmuş altın.gümüş.bronz sikke ve eşyalar.mermer büst ve heykeller.lahitler sergilenmektedir.

AYA TEKLA (Meryemlik-Hagia Thekla) : Silifke den 5 km. uzaklıkta ve Taşucu yolu üzerinde bulunan Aya Tekla Hıristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biridir. Meryemlik’in tarihi Azize Thekla’nın buraya gelişi ile başlar. Yaklaşık M.S.50 yılında kurulmuştur. İsa Peygamber’in havarilerinden olan St.Paul’un vaazlarını dinleyerek etkilenen 17 yaşındaki Thekla kendini Hıristiyanlık dinine adar. St. Paul’ün öğrencisi olan Azize Thekla yörede (Konya, Yalvaç.Kapadokya) hıristiyanlığı yaymak için çalışma yaparken paganların(Romalılar) baskılarına maruz kalıp öldürüleceğini anlayınca kaçarak Silifke’ye gelir.Babası tarafından ateşe atılarak yakılmak istenen Thekla yağmurun yağması sonucu bu ölümden de kurtulur.Yer altında bulunan bu mağarada saklanır ve dinini yaymaya devam eder. Bunun yanı sıra hastalara da şifa dağıtmaktadır. Yine öldürüleceği bir sırada bu mağarada kaybolduğuna inanılır.

Aya Thekla’nın içinde yaşadığı mağara onun kayboluşundan sonra hıristiyanlarca kutsal yerlerden sayılmış. M.S.3 12 yılında din serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Bu mağara bölümü daha sonra IV.yy.’da kiliseye (yeraltı kilisesi) dönüştürülmüştür. Üzerinde bugün sadece apsisinin biri bulunan Azize Thekla Kilisesi. 3 nefli Thekla Bazilikası.Büyük Sarnıç.Nekropol Alanı ve Kutsal Yol görülecek yerlerdendir.

Ava Thekla Hakkındaki Öykü : Hıristiyanlık aleminin Anadolu’daki en önemli hac merkezlerinden bin olan Aya Thekla’nın öyküsü çok ilginçtir. Konyalı Ohepsiphoros’un evinde vaaz veren İsa’nın en önemli havarilerinden St.Paul’u dinleyen komşu kızı Thekla ondan çok etkilenmiş. Hıristiyanlığı yaydığı için Seleukeia(Silifke)’nin Romalı Valisine ihbar edilen St.Paul değneklerle dövülmüş. Theckla’nın babası ise kızının yakılmasını istemiş. Theckla alevlerin üzerine atıldığı zaman birden yağmur başlamış ve Theckla yanmaktan kurtulmuş. St.Paul’u takip edip.Antiokheia’ya giden Thekla burada da vahşi hayvanlara atılmış ama yine bir mucize eseri kurtulmuş.Seleuikeia’a dönen Thekla sığındığı mağarada Hıristiyanlığı yaydıktan sonra ölmüş. Hıristiyanlığın ilk kadın dindarlarından olan Azize Thekla’nın yaşadığı mağara yörenin ilk hıristiyan bazilikasına çevrildikten sonra burası Hac Merkezi olmuş. Daha sonra mağaranın üzerine Thekla anısına bir bazilika daha sapılmış.

Bellibaşlı kalıntılar : Kutsal mağara kilisesi, Anıtsal Ayatekla ve yeraltı Kilisesi, Kubbeli Kilis Hamam, Sun Sarnıçları, çeşitli bina ve sur duvarları.

UZUNCABURÇ (OLBA-Diocaesarea) : Silifke’nin 30 km. kuzeyindedir. Helenistik, Roma ve Bizans mimari eserlerini sergileyen büyük bir şehir kalıntısıdır.

Bellibaşlı Kalıntılar şunlardır :

Kule-Anıtmezar, Helenistik çağdan kalma ve dor mimari tarzında yapılmış olan bu mezar SELEFKOSLARIN veya Olba krallığına ait olduğu tahmin edilmektedir.

Sütünlu yol: Romalılardan kalan bir eserdir.
Tiyatro
Zafer takı
Eski çeşme(Nymphaion)
Zeus Jüpiter Tapınağı

URA : Uzuncaburç köyünün 4 km doğusuna düşer. Roma ve Bizans dönemlerine ait bir yerleşim yeridir.

Bellibaşlı kalıntılar :

Eski Çeşme (Nymphaion) Akrapolisin batı eteğindedir.
Tiyatro : Eski çeşmenin hemen yanında
Su kemeri : Akropolisin kuzeydoğusundaki vadi üzerinde.
Anıtmezar ve kilise kalıntıları.
Kuzeyve güney mezarlıklar.
Kabartmalar

GÜLNAR : Mersin’e 150km mesafede. Taşeli platosu üzerinde yer alır. Gülnar, .Etiler, Finikeliler, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar dönemi yaşanmıştır.

Mevdancıkkale (Kirshu) : Gülnar’ın 7 km güneyinde.çam ormanlarıyla örtülü dağların arasındaki bir tepenin üzerindedir. Bu kalenin İ.Ö 7. ve 8yy.larda bir kral kenti olduğu bilinmektedir.

ANAMUR : İçel ilinin en batısında ve Mersin’den 225 km. mesafede olan bir ilçedir.

Arkeolojik kalıntılar ve tarihi verler :

ANAMUR KALESİ : Mamure:Silifke-Anamur karayolu üzerinde.Anamur’un 6 km. güneydoğusunda yer alan kalenin denizden ve karadan gelecek saldırıları önlemek amacıyla mazgalları yanında üç tarafından çevrili koruma hendekleri bulunmaktadır.Romalılar.Bizanslılar ve Karamanoğulları ile Osmanlılar tarafından da kullanılmış olan kalenin içinde cami.çeşme ve hamam gibi Türk-İslam mimari eserleri mevcuttur.

ESKİ ANAMUR(ANEMURIUM) : Anamur’un 6 km. güney batısında Anamur burnunun doğusundaki antik kent.Romalılar tarafından kurulmuş ve Bizanslılar devrinde imar görmüştür. Bazilika, hamam, tiyatro, Odeon mimari kalıntıları, çok katlı mezarlar ile taban mozaikleri ile ünlü hamam ve ev kalıntıları vardır.

MUT : Mut.Mersin’den 165 km.uzaklıkta olan bir ilçe merkezidir.

Belli başlı kalıntılar ve tarihi yerler :

ALAHAN MANASTIRI : Mut ilçesinin 20 km. kuzeyinde.anayoldan 2.5 km. daha yukarıda.Orman Ürünleri deposunun yanından sağa sapılarak ulaşılan. Geçimli (Malya) köyü civarında olan bir ören yeridir. Hıristiyanlığın Kapadokya ve Likonya (Konya)’da yayılması sırasında bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu. Hz.İsa’ya inananları dağlık bölgelerde, mağaralarda, kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır. İsa’nın havarilerinden olan St.Paul ve yine Tarsus’ta yaşamış hıristiyan öncülerinden Barnabas M.S.441 yılında hıristiyanlığı yaymak için Konya ve Kapadokya’yı dolaşmışlardır.Alahan Manastırının Barnabas’in ziyareti anısına yapıldığı söylenmektedir.

M.S.440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Manastır Külliyesi, Batı Kilisesi, Manastır. Doğu Kilisesi, Kayalara oyulmuş Keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan oluşmaktadır. Kilise binaları Ayasofya Müzesi ile ortak özellikler göstermektedir. Süslemelerinde usta bir taş oymacılığı göze çarpmaktadır. İlk Kilise Korint başlıklı iki dizi sütunla, üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri üzerinde St.Paul. St.Pierre figürlerinden başka bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail’in simgesel yaratıkları ezişi.kükreven aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil yazarlarının tasvirleri, üzüm salkımları.asma yaprakları ve balık motiflerini gösteren kabartmalar yer almaktadır.

Kiliselerin doğusundaki geniş avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m. uzunluğunda kemerli ve sütunlu bir galeri şekiindedir. Galennin ortasında kalabalık kabatrma süslemeler ile her yanı işli bir niş bulunmaktadır. Galeride apsisli Yaftızhane ve karşısında Alahan Manastırının en görkemli yapısı olan Mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarların kuzey duvarı kayaya yontulmuş.üst örtüsü yoktur. Ana nefin ortası ilginç bir görünüm sergilemektedir. Burası paye ve sütunlara oturan dört kemerle örtülü kare planlı bir kule biçimindedir. Kule yukarı çıktıkça sekizgene dönüşmüştür.kapı çerçevesi süslüdür.

Alahan Manastırındaki mezarlardan birinin kitabesinde “Burada çok mümtaz. Flavius Severinus ve
Flavius Cadalaippus’un Konsüllüğünden sonra İndictio’nun 15. senesinin 13 Şubatında Mukaddes oruçlarının ilk haftasının Salı günü ölmüş olan hatırası Mukaddes kurucu T… yatıyor” diye yazmaktadır.

· Bazilika (Sitin batısındaki kalıntılar )

· Vaftizhane( Ortadaki kalıntılar)

· Kilise (Doğudaki ayakta duran bina)

MUT KALESİ : Bu eser Karamanoğullarından kalma bir eserdir.

LAL PAŞA CAMİSİ : Karamanoğlu İbrahim Bey” in emirlerinden olan Lal Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mut’un merkezindedir.

KERVANSARAY: Merkezded

AYDINCIK : Mersin-Antalya karayolu üzerinde Mersin’e 170 km. olan bir ilçedir.

Tarihi Kalıntılar : Romalılar döneminden kalma liman hamamı.”Dört Ayak” anıt mezar. Aydıncık-Gülnar yolu üzerinde kente su getiren su kemerleri. Duruhan ve Bodur kaleleridir.

BOZYAZI : Mersin-Antalya karayolu üzerinde.Mersin’e 220 km. uzaklıktadır.

Tarihi ve Turistik Yerler :

· Kilise Burnu:Bozvazı’va 14 km. uzaklıkta.Akkaya köyü sınırları içerisindedir.Ayakta kalmış sur kalıntılarının içinde bir sarnıç.kilise ve diğer yapılara ait kalıntılar bulunmaktadır.

· Arsiene( Maras Tepesi):İlçenin 2 km. doğusunda yer alan Çubukkoyağı köyündedir.Takriben M.0.3.yy.’da kurulduğu sanılmaktadır.

· Softa KalesLİlçenin 10 km. doğusunda bir tepe üzerinde kurulmuştur.Kalede hamam.cami .çok sayıda erzak ambarı ve kilise bulunmaktadır.

TARSUS : İçel’in doğusunda 27 km. uzaklıkta olup ilin en büyük ilçesidir. İslam inanışına göre Tarsus Ademoğlu Şit Peygamber tarafından kurulmuştur. Diğer taraftan Tarsus adının Kilkya’nın en eski ilahı olan Tarfion (Tarkon) isminin zamanla değişikliğe uğramasından geldiği söylenir. Tarsus Çukurova’da kara ve demiryollarının kavşağı üzerinde kurulmuş, tarım, ticaret ve tekstil sanayi üzerinde gelişmiştir. Tarsus parkı ve Şelalesi en önemli dinlenme gezi yerleridir. Hititlere kadar uzanan tarihi boyunca yörede Asurlar, Persler, Selefkoslar, Romalılar, Bizanslılar ve Türkler hüküm sürmüşlerdir.

Azizlerden İsa’nın Havarisi St. Paul Tarsus’da doğmuş yaşamış ve Hıristiyanlık dinini yaymıştır
Aziz Paulus Hakkında Bilgi : Hıristiyanlık dininde İsa’nın 12 Havarisinden biridir. Yahudi kökenli bir aileden gelen Paulus yada Yahudi adı olan adıyla Saul M.S.3 yılında Tarsus’ta doğmuştur. Kendisi hem Tarsus hem de Roma vatandaşı idi. Öğrenim çağında yahudilikle ilgili dini öğrenim görmesi için Kudüs’e gönderildi. Hıristiyanlara zulüm ederken yaklaşık olarak M.S. 36 yılında Şam yolunda hiç ummadığı bir anda mucizevi İsa ile karşılaştı. Bu karşılaşma sonrasında İsa’nın yolunda ilerleyeceğini açıkladı. Hıristiyan inancının temel öğelerini öğrendi. Tarsus’a döndüğünde hıristiyanlık çalışmalarına devam etti ve bir Hıristiyan topluluğu kurdu. Bu arada Antakya’da hıristiyan öncülerinden Barnabas ile hıristiyanlık konusunda çalışmalar yapan Saul adını Roma adı olan Paulus ile değiştirdi. İncili yaymak için dört seyahate çıktı. Suriye, Kılikya, Anadolu, Efes, Kayseri, Filibe, Selanik ve Pireye gitti. İmparator Neron zamanında Roma’da öldürülmüştür.

TARSUS’DA BULUNAN AZİZ PAULUS’A AİT ESERLER :

St.PAUL ANIT MÜZESİ : Tarsus ilçe merkezinde Çarşıbaşı mevkiindeki Anıt Müzesinin (Kilise) 1102 yılında St .Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenmektedir. Bazı kaynaklarda Ortaçağın başlarına ait bir Ayasofya Kilisesinden söz edilir ve Papanın elçisi Mainz Piskoposu Konrad Von Wittelsbach’ın 6 Ocak 1198″de burada. Ruppenlerden l.Leon’u Ermeni Kralı olarak tanıdığı ve taç giydirmiş olduğu olduğu anlatılır. 1704de Tarsus’a gelen P.Lucas’da burada bir Grek ve Ermeni Kilisesinin Paulus’un kendisi tarafından inşaa edildiğini belirtir. 1851 yılında Tarsus’a gelen V.Langlois de bu kiliseyi ziyaret etmiştir. Roma stilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pençeleri ve kalın sütunları dikkat çekicidir.

Kilisenin bahçesine.batı yönde bulunan ve cephesi oldukça süslü bir kapıdan girilir.Yapı bu bahçe içerisinde yaklaşık 460 m2.lik bir alanı kapsamaktadır. Kesme taşlarla inşaa edilen yapının dış uzun cephelerinde kör kemerler bulunmaktadır. Batıdaki ana kapıdan girilen salonun genişliği 19.30 m . uzunluğu 17.50 m. dir. Tavanın merkezine rastlayan bölümde, ortada Hz. İsa olmak üzere doğuda Yohannes ve Martaios, batıda marcos ve Lucas’ın freskleri bulunmaktadır. Yapının kuzey-batı köşesinde ise bir çan kulesi yer almaktadır. Yapı ve çevresi yıl içerisinde oldukça büyük bir restorasyon görmüş, çevre düzenlenmesi yapılmıştır.

St. PAUL KUYUSU : Tarsus ilçe merkezinde, kızılmurat Mahallesinde, Cumhuriyet Alanının yaklaşık 300 m. kadar kuzeyinde, eski Tarsus evlerinin yoğun olduğu bölgede, öteden beri St.Paulusun evinin yeri olarak kabul edilen bir avluda bulunan kuyudur. Bu evin bahçesinde yakın zamana kadar yapılan küçük bir kazı çalışmasında bazı duvarlar ortaya çıkarılmıştır.

Halen çevre düzenlemesi ve çevre istimlaklan yapılmış olan kuyunun çapı 1.15 m.dir. Derinliği 38 m. olan kuyunun suyu yaz-kış hiç eksilmez. Kudüs’e hacı olmak için yöreden geçen hıristiyanlarca kutsal sayılan bu kuyu suyundan içilir. Bunun yanısıra yapılan kazı çalışmalarında St. Paulus’un doğduğu ev olarak tahmin edilen evin taş duvarları St. Paul Kuyusu”nun hemen yanında gün ışığına çıkarılmıştır.

ESHAB-I KEHF MAĞARASI : Tarsus’un kuzey-batısında. 14 km. uzaklıkta yer alan Dedeler Köyündedir.Kuran-ı Kerim’de Kehf Suresinde sözü edilen mağara Müslüman ve Hıristiyanlarca kutsal sayılmaktadır.

Tarsus. Romalılar döneminde önemli bir olaya sahne olmuştur.Kuran-ı Kerim’de Kehf Suresinde sözü edilen mağara Müslüman ve Hıristiyanlarca kutsal sayılmaktadır. Tarsus. Romalılar döneminde önemli bir hadiseye sahne olmuştur. Kuran-ı Kerim’de Eshab-ı Kehf olarak bilinen yani yaşadıkları dönemde Rum Hükümdarlarından Dakyanus’un zulmüne maruz kalan ve Allah’a olan inançlarının gereğini yapabilmek için Tarsus şehrinden kaçıp Bencülüs Dağındaki mağarada 309 yıl uyuyan ancak bir takip sonucu yine o mağarada sır olan 7 arkadaşın ve köpeklerinin hikayesidir.

Kuran-ı Kerimde geçen fakat kesin tarihi bilinmemekle birlikte rivayetlerden ve tarihi olaylardan elde edilen bilgilere göre M.S.250 yıllarında olduğu kabul edilen hadisenin olay yeri olan o zamanki Tarsus şehrinin Rum Hükümdarlarından Dakyanus.halkına zulüm yapmakla birlikte putlara tapınmaları için baskı yapıyordu.Tek tanrıya tapmayı kabul eden bir grup gence süre veren hükümdar putlara tapmadıkları takdirde kafalarının kesileceği tehdidinde bulunmuştu. Yemliha, Mekselina, Mislina, Memuş, Sazenuş, Tebernuş, Kefeştetayuş adındaki yedi genç ve köpekleri Kıtmır ile birlikte hükümdarın öldürme korkusundan Bencülüs dağındaki bu mağaraya kaçıp saklanmışlardır. Ancak ayetlerde de belirtildiği gibi gençler bu mağarada 309 yıl boyunca uyumuşlardır. Daha sonra uyanan gençlerden biri şehre yiyecek almaya gitmiş, ancak elindeki zamanı geçmiş para yüzünden şehirden kaçarak tekrar mağaraya sığınmıştır. Peşinden yakalamak için gelenler mağaraya girdiklerinde içeride kimseyi görememişlerdir. Mağara ve çevresinde çevre düzenlemesi yapılmış ve ibadete açık olarak bir cami inşaa edilmiş olup yoğun ziyaretçi akınına uğramaktadır.

MAKAMI ŞERİF CAMİİ VE DANİYAL PEYGAMBERİN TÜRBESİ : Makam-ı Şerif Camii şehir

merkezinde 1857 yılında yapılmıştır. Camiye yeni bir bölüm eklenmiştir. Bu yeni bölümden eski kısma üç kapı açılmakta ve üç basamakla ana makama inilmektedir. Basık bir kubbe ile örtülü olan caminin mihrabı düz ve sadedir. Doğusunda Daniyal Peygamberin kabri yer almaktadır. Daniyal Peygamber 2.Babil Kralı
Nebukadnesar (İ.Ö 605-562) zamanında yaşamış. Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle
kurtarmıştır. Bir kıtlık senesinde Tarsus’a davet edilen Daniyal Peygamberin Tarsus’a gelmesiyle birlikte bolluk olmuştur. Bu nedenle daniyal Peygamber Babil’e geri gönderilmemiş, ölünce Tarsus’da şimdiki Makam Camiinin bulunduğu yere gömülmüştür. Hc.17. yılında Hz. Ömer devrinde Tarsus fethedilince mezar açtırılmış, uzun boylu bir ceset bulunmuştur. Cesedin yahudiler tarafından çalınmaması için.Hz. Ömer’in emri üzerine önceki yerine gayet derince defnettirilip üzerinden de Berdan Nehrinden gelen ufak bir çayın suyunu kabrin üzerinden geçecek şekilde akıtıp hiç kimsenin kabre el süremeveceği şekilde emniyete aldırılmıştır. Nitekim camiinin son tamiratı sırasında çok derinlerde camiinin arka ve alt kısmında suyun giriş verinde gayet kalın ve muntazam mazgal demirleri çıkmıştır. Daniyel Peygamberin cesedi bu mazgallardan geçen suyun çok aşağısında yer almaktadır.

ULU CAMİİ :1579 yılında Ramazanoğullarından Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Selçuk-Osmanlı üslubunda tek şerefeli minaresi olan camii St.Pierre Kilisesi kalıntılarının üzerine yapılmıştır. Yapıda tamamen kesme taş kullanılmıştır. 47×13 mt.boyutlarında dikdörtgen camiiye kuzey yönünden abidevi portalla girilmektedir. Bu portal Memlûk mimari özelliklerini taşıyan siyah-beyaz mermerlerle süslüdür. Son cemaat yeri, doğu-batı doğrultusunda 14 adet baklava dilimli sütunların taşıdığı orijinal kiremitlerle örtülü 16 kubbeden revaklı ve 5 kapılı avlu yer alır. Camiinin içi doğu-batı doğrultusunda üç nefe ayrılır. Mihrabı klasik üslubla yapılmıştır.Camiinin iç mekan sütunları “İran Kemeri” adı verilen yarı sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Camiinin doğu kısmına bitişik türbede Şit Aleyhisselam, Lokman Hekim ve Halife Memun gömülüdür. Camiinin kuzey doğusunda 1895 yılında Tarsus Kaymakamı Ziya Bey tarafından yaptırılmış sekizgen kaideli kesme taşlı Saat Kulesi yer almaktadır.

Diğer Arkeolojik Kalıntılar ve Tarihi Yerler :

KLEOPATRA KAPISI : Eskiden surlarla çevrili bulunan şehrin üç kapısından sadece deniz kapısı ayakta kalmıştır.Antenius ile görüşmeye geldiğinde Kleopatra’nın bu kapıdan geçerek şehre girdiği söylenir.

GÖZLÜKULE HÖYÜĞÜ : Neolotik çağda (İ.Ö.5000) toprak tepe üzerinde kurulmuş en eski medeniyet yerlerinden biridir.Burada yapılan kazılarda Neolotik dönemden İslam dönemine kadar çeşitli yapıtlar bulunmuştur.

ROMA HAMAMl : “Altından Geçme” olarak da adlandırılan bu tarihi kalıntılar Eski Cami”nin yanındadır.

JUSTINIANUS KÖPRÜSÜ : Berdan (Cydnus/Kydnos) çayı üzerindedir. 6.yy.’da Bizans İmparatoru l.Justinianus tarafından yaptırılmıştır.

ÇAMLIYAYLA : Tarsus’a 63 km. Adana’ya 110 km, Mersin’e 87 km’dir. Toroslann üzerinde olup. denizden yüksekliği 1150 m’dir.Çam ve ladin ağaçlarıyla bezenmiş olan yaylada kışları soğuk yazları ise serin geçer. Çamlıyayla’nın içinde Hapkapan ve Kaleardı isimli iki dere bulunmaktadır. Çamlıyayla, özellikle sıcak yaz aylarında ovada yaşayan şehir halkının dinlendikleri sakin ve huzurlu bir ortamdır. İlçenin ilk yerleşimi yöreye hakim bir tepe üzerinde yükselen Namrun kalesiydi. Hitit ve Asur çağlarında İllibru olarak bilinen kale, Haçlılar’ın. Anadolu Selçuklularfnın Kilikya Ermeni Krallığının daha sonra da Karamanoğulları Beyliği ve Osmanlı devletinin yönetimine girmiştir. 1854′ den sonra başlayan Osmanlı Mısır savaşları sırasında, bir süre Mısır egemenliğinde kalan yerleşim, 19 yüzyılın ikinci yarısından sonra nahiye merkezi. 1991 yılında ilçe olmuştur.

Külpet dağının eteğinde kurulan ve denize yüksekliği 1430 m. olan Çamlıvayla ilçesi, İçel İlinin en büyük ve en eski yaylasından biridir. 2000 m’den sonra ormanların bittiği yerlerde görülmeye değer irili ufaklı 10 krater gölden özellikle Çini Göl kenarında dağcılar için kamp yapmaya uygun alanlar bulunmaktadır. Çamlıvavla ilçesi ile Toros dağları arasında yer alan 10 km uzaklıkta Masat 20 km uzaklıkta Çatak 30 km uzaklıkta Sadiye ve Saybaşı mevkileri Aralık-Haziran aylan arasında karlı olup, buralarda kayak yapılabilir. Yörükler, yaz mevsiminde burayı yayla olarak kullanmaktadır.

Namrun Kalesi : Çamlıyaylanın en yüksek tepesinde 11 .yy.da inşa edilen kale iyi korunmuştur.

Papazın Bahçesi (Bahçe mesire yeri) : Çamlıyayla’dan 15 km. uzaklıkta bir vadi içinde yer alır. Papazın Bahçesi diye anılan bu mesire yeri asırlık sedir ve söğüt ağaçlarının altından kaynayan buz gibi soğuk pınarları.temiz havası ve alabalık üretim tesisleriyle olağanüstü doğal bir güzelliğe sahiptir.

Kaydet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir